General Kış General Para’ya Yeniliyor mu?

General Kış General Para’ya Yeniliyor mu?

19’uncu yüzyılda Napolyon komutasındaki Fransız ordusunun, 20’inci yüzyılda ise Adolf Hitler’in führerliğindeki Alman ordusunun Rus Çarlığına ve Sovyetler Birliği’ne yenilmesi kış mevsiminin ağır koşullarına mal edilmişti. Moskova, topyekun işgal hedefli her iki saldırıyı savunma savaşıyla durdurmuş, ardından başlattıkları sürek avını andıran karşı saldırılar Paris ve Berlin’de noktalanmıştı. Bu defa ise işler istedikleri gibi gitmiyor.

Rus ordusu belki de ilk defa hibrit savaş metotlarına ya da Varşova Paktı hilelerine başvurmadan bir ülkeyi ele geçirmek için giriştiği saldırıda hüsranın eşiğinde.

Dört buçuk yılını doldurmak üzere olan Ukrayna savaşında Rusya sınırlı ekonomik kapasitesine ve Birinci Soğuk Savaş sürecinde gerçekleştiremediği teknoloji devrimine yeniliyor. Bu yenilginin ekonomik boyutunun belirtileri artık örtülecek gibi de değil. 9 Mayıs günü İkinci Dünya Savaşı zaferinin yıldönümü münasebetiyle Kızıl Meydan’da yapılan geçit töreninde alışılmadık bir şekilde tanklar, zırhlı araçlar ya da mobil füze rampalarından eser yoktu.

Belli ki Ukrayna’nın yılbaşından itibaren Rus rafinerilerini hedef alan saldırıları yalnızca yurt dışına benzin ve motorin satışını engellemekle kalmamış, Kremlin yönetiminin çok önem verdiği bir gövde gösterisi sahnesinin de perdeleri kapatmasına yol açmıştı.

“YAKIT VAR AMA BANA KADAR”

Gidişatın olumsuz olduğunu doğrulayan bir başka gelişme 2 Haziran günü yaşandı. Rusya hükümeti uçak yakıtı ihracatını 30 Kasım’a kadar yasakladığını duyurdu. Hükümetler arası anlaşmalar çerçevesinde yapılacak ticaret bu yasaktan muaf tutulsa da Rusya’nın savaş ekonomisinin su almaya başladığı anlaşılıyor. Rusya’nın geçmiş yıllarda gündeme gelen benzin ihracatına yönelik yasak da son olarak 1 Nisan’dan itibaren yeniden devreye girmişti. Rusya, yalnızca başlıca gelir kalemini değil, enerjiyi jeopolitik bir enstrüman olarak kullanma kabiliyetini de yitirmekte.

Financial Times gazetesinin Mayıs ayının son günlerinde yayımladığı bir haber de Rusya’daki yokuş aşağı gidişi doğrular nitelikte. İngiliz gazetesine göre Rusya henüz yılın yarısı tamamlanmadan bütçesinin yüzde 40’ını savaşa harcamış durumda. Yaklaşık 238 milyar dolara tekabül eden bu miktar nedeniyle Rusya Maliye Bakanlığı Şubat ayından itibaren hükümete diğer gider kalemlerini kısması hususunda uyarılarda bulunmaya başlamış. Rusya’nın giderek büyüyen krizinde yalnızca rafinerilerinin vurulması değil, hayalet filosunun erimesi de etkili oluyor.

2025 yılının Ekim ayı verilerine göre, Rusya petrol satışını engellemeyi hedefleyen ambargoları aşmak için çeşitli tipte 3 bin 240 gemi kullanıyor ve bunlarla ayda 337 milyon varil petrol ihraç ediyordu. Venezuela Devlet Başkanı Maduro’nun 3 Ocak’ta ABD tarafından kaçırılmasını takip eden günlerde ABD ve Avrupa ülkeleri Rus tanker filosuna yönelik olarak tüm dünya denizlerinde ava çıktılar.

Kaçak petrol taşıyan Rus tankerlerinin yanısıra Ukrayna’ya ait olduğu iddia edilen buğdayı taşıyan Rusya bağlantılı gemilere de el konmaya başlandı. Böylece Rusya’nın başlıca gelir kalemleri olan enerji ve tarım sektöründe ciddi kayıplar oluştu. Gelir kaybı artıp Ukrayna savaşını finanse edecek imkanların azalması Kremlin’i giderek daha saldırgan eylemlere itiyor.

ENERJİ GELİRİ AZALAN RUSYA SALDIRGANLAŞIYOR

Rusya Devlet Başkanı Putin inkar etse de Romanya Rus İHA’larının hedefi haline geldi. Baltık ülkeleri neredeyse her hafta Rusya-Belarus istikametinden gelen İHA’lar nedeniyle kriz yaşıyor. Geçen hafta Karadeniz’de aralarında Türk bayraklı bir geminin de bulunduğu en az 6 gemiye yönelik dron saldırıları düzenlendi. Romanya hükümeti Galati kentini hedef alan dron saldırısında iki vatandaşının yaralanması üzerine Köstence’deki Rus Konsolosluğu’nu kapatma kararı aldı ve Rus konsolosunu istenmeyen kişi ilan etti. Savaşın başından bu yana rastlanmayan bir gelişme ise Ukrayna’nın başkenti Kiev merkezli olarak yaşandı.

Rusya daha önce defalarca Kiev’i her türden füzeyle vurmuştu ancak 25 Mayıs günü yeni başlatılacak saldırı dalgası için ABD yönetimi özel olarak uyarıldı. Kremlin yönetimi, Ukrayna’nın başkentindeki komuta ve harekat merkezlerini vuracağını ilan ederek yabancı ülke vatandaşlarının Kiev’i terk etmelerini istedi.

Belli ki Ukrayna ordusuna danışmanlık yapan CIA ve ABD ordusu mensuplarının zarar görmesi halinde Beyaz Saray’ın öfkesine hedef olmamak için bu uyarıyı yapmak ihtiyacı hissetmişlerdi. Nitekim 1 Haziran gecesi Kiev merkezli olarak 656 dron ve çeşitli tipte 73 füze ile saldırı düzenlendi. Bu füzelerden sekizi Zircon tipi hipersonik füzelerdi. Saldırılarda 18 kişi öldü. Zelensky yönetimi saldırıların hemen ardından yaptığı açıklamalarda sivillerin hedef alındığını iddia etse de günün aydınlanmasıyla beraber Kiev’deki bir numaralı hedefin Ukrayna devlet savunma şirketi Ukroboronprom’un tesisleri olduğu anlaşıldı.

Yüzden fazla firmayı 2010 yılında tek bir çatı altında toplayan bu yapı, tank, zırhlı araç, füze, çeşitli tipte mühimmat ve hava araçları için yedek parça üretiminde önemli rol oynuyor. Moskova açısından tüm bu olumsuz gidişata gelecek hafta Avrupa Birliği’nin yürürlüğe koyması beklenen 21’inci yaptırım paketi de eklenecek.

Avrupa Birliği ülkeleri Rus petrolüne yönelik topyekun bir ambargoyu gündeme getiremeseler de, Rus petrolünün bu yaz artma ihtimali olan tavan fiyatını dondurmayı, böylece Kremlin’in enerji gelirleri ile savaşı finanse etme kapasitesini bir miktar daha azaltmayı hedefliyorlar.

Şu ana kadar petrol gelirlerinin kesilmesi Rusya’yı savaşı bitirmeye ikna etmek bir yana daha saldırgan bir yola teşvik etti. Kremlin’in bir miktar daha köşeye sıkıştırılması halinde Karadeniz, Kafkaslar ve Romanya istikametinde daha saldırgan Rus girişimleri ile karşı karşıya kalınması ihtimaline hazır olunması gerekiyor.

Bir Yorum Yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Benzer Yazılar