Eski ABD İstihbarat Subayı: “İsrail küçük çocuklara tecavüzü ve soykırımı seviyor. Türklerden korksunlar”

Eski ABD İstihbarat Subayı: “İsrail küçük çocuklara tecavüzü ve soykırımı seviyor. Türklerden korksunlar”

İsrail’in Suriye sınırından 300 kilometre içeriye girerek Türkiye sınırına 70 kilometre mesafede bulunan ve aktif olarak kullanılmayan Ebu Zuhur Askeri Havaalanı’nı bombalamasının yankıları sürüyor.

Eski bir ABD Deniz Piyade Kolordusu istihbarat subayı ve Birleşmiş Milletler’in (UNSCOM) eski baş silah müfettişi olan Scott Ritter katıldığı bir YouTube programında sürece ilişkin çarpıcı değerlendirmelerde bulundu.

Türkiye’nin Suriye üzerindeki kontrolünü pekiştirmeye çalıştığını anlatan Ritter, “Ve bu yüzden bir askeri üssü işgal etmeye, Türk unsurlarını yerleştirmeye bakıyorlardı. İsrail ise, özellikle Suriye’nin düşmesiyle birlikte, bir süredir Türkiye’nin bir numaralı tehdit olduğunu söylüyor.” dedi.

İşgalci İsrail hükümetinin üst düzey üyelerinin artık İran yerine Türkiye’yi en büyük tehdit olarak gördüğüne dikkat çeken Ritter, “İran’ın bir numaralı tehdit olduğunu söylemeyi bıraktılar ve artık Türkiye’nin bir numaralı tehdit olduğunu söylüyorlar. Ve Türkiye belki de bir numaralı tehdittir, çünkü İran İsrail’e füzeler fırlatabilirken, Türkiye Suriye-Türkiye sınırına tümenler yerleştirebilir. Ve Türklerle savaşmak istemezsiniz.” ifadelerini kullandı.

“İSRAİL ORDUSU GERÇEK BİR ORDUYLA KARŞI KARŞIYA GELSE KATLEDİLİRDİ”

İsrail ordusunun kapasitesini açıkça küçümsediğini vurgulayan eski istihbaratçı Ritter “İsrail ordusu gerçek bir orduyla karşı karşıya gelseydi, katledilirdi. İsrail ordusu ölmeyi bilmiyor. Yani, ölmek istemezsiniz, ama en iyi muharip askerlerle konuşursunuz; onlar en baştan şöyle derler: ‘Hayatta kalma umudundan vazgeçtim ve öleceğimi kabullendim; bu yüzden ölümümü düşmana mümkün olduğunca acı verici hale getirecektim.’ Yani tek odak noktam düşmanı öldürmek, görevimi yerine getirmek. Ama geceleri yatağa, karımın ve çocuklarımın fotoğrafına bakıp hayatta kalma umudu besleyerek yatmam. Hayır, umut bitti. Öleceğim. İşte Türkler bunu çok iyi yapar.” dedi.

“HİÇBİRİNİZ GERİ DÖNMEYECEK, BUNU YAPARKEN HEPİNİZ ÖLECEKSİNİZ”

Türk askerinin tarihi kahramanlıklarına değinen Ritter, Kore’deki Türk tugayının tarihinin herkes tarafından öğrenilmesi gerektiğini belirterek, “Tugayın komutanı olan general bir Gelibolu gazisiydi. Yani bu, 1915’te Gelibolu’da Anzaklara karşı savaşıyordu demek. Orada bizzat Atatürk, tümeni geldiğinde şöyle dedi: ‘Ben size taarruzu emretmiyorum, ölmeyi emrediyorum. Yani, şu tepeye çıkın ve onları durdurun; hiçbiriniz geri dönmeyecek, bunu yaparken hepiniz öleceksiniz.’ Türkler de ‘Emredersiniz’ dedi ve tepeye çıktılar.” diye konuştu.

Kore Savaşı’ndaki zorlu şartları hatırlatan Ritter, “Kore’ye vardıklarında kimse onlarla konuşmadı. İngilizce bilmiyorlardı ve İngilizce konuşanlardan hiçbiri Türkçe bilmiyordu. Tugay öylece ilerledi, herkes geri çekilirken, Çinliler daha yeni saldırmıştı. Türklerin mühimmatı tükendi, çünkü lojistikleri ellerinden alınmıştı, lojistik planı yoktu, kimse onlarla konuşmamıştı. Bu yüzden süngü taktılar ve saldırmaya devam ettiler. Sonra dönüp tekrar saldırdılar, geri geldiler ve birçoğu ölmüştü, ama asla teslim olmadılar. İşte Türkler budur.” ifadelerini kullandı.

“GENERAL SEMİH TERZİ’Yİ GÖRDÜĞÜ YERDE ÖLDÜRDÜ”

Türk askerinin karakterini anlamak için 15 Temmuz 2016 hain darbe girişimi gecesi yaşananlara bakılması gerektiğine işaret eden Ritter, Piyade Astsubay Kıdemli Başçavuş Ömer Halisdemir’in kahramanlığını şu sözlerle anlattı:

“Darbe girişimi sırasında nöbetteydi. Özel Kuvvetler Komutanı Emekli Korgeneral Zekai Aksakallı’dan bir telefon aldı ve general şöyle dedi: ‘Kim olduğumu biliyor musun?’ O da ‘Evet’ dedi. General, ‘Pekala, yardımcım cumhurbaşkanına ihanet ediyor. Kışlaya helikopterle 40 adamla inecek, içeri girip yönetimi ele geçirmeye çalışacaklar. Buna izin veremezsin. Onu gördüğün yerde öldür.’ Adam ‘Emredersiniz’ dedi. General, ‘Dediğimi anlıyor musun?’ ‘Emredersiniz.’ ‘Bunun ne anlama geldiğini biliyor musun?’ ‘Emredersiniz.’ Telefonu kapattılar. Adam tabancasını kontrol etti, dışarı çıktı. Helikopter indi. General ve 40 adam geldi; Başçavuş tabancasını çekti, General Semih Terzi’yi gördüğü yerde öldürdü ve ardından kendisi de öldürüldü. Ama bu onun göreviydi.”

“İSRAİL KELİMENİN TAM ANLAMIYLA SAVAŞMAYI BİLMİYORLAR”

İsrail askerlerinin Türk askeri gibi bir güçle savaşmak istemediğinin altını çizen Ritter, oldukça sert eleştirilerde bulunarak, “Bunlar, İsraillilerin savaşmak istemediği adamlar. Tamam mı? İsrailliler nasıl öleceklerini bilmiyorlar, ölmek istemiyorlar; ağlayıp sızlanırken, insanları gömerken çığlık atıyorlar ve burunlarından sümük akıyor. Hey, savaş, savaştır; savaş cehennemdir. İsrail küçük çocuklara tecavüz etmeyi seviyor, insanları öldürmeyi seviyor, hamile kadınları, bebekleri vurmayı seviyor, yani soykırım yapmayı seviyor; ama İsrail savaşmayı sevmiyor. Nasıl savaşacaklarını bilmiyorlar. Kelimenin tam anlamıyla savaşmayı bilmiyorlar.” dedi.

İsrail’in Türklerle doğrudan karşı karşıya gelmesi durumunda yeryüzünden silineceğini belirten Ritter, “İsrail, Türklerle doğrudan karşı karşıya gelirse başının büyük belada olduğunu biliyor. Bu yüzden bunu önceden engellemeye çalışıyorlar; Türkler oraya ulaşmadan önce bir Suriye üssünü vurarak bunu yapmaya çalıştılar. Bunun işe yarayacağını düşünmüyorum. İsrail’in Türklerden korkmak için bir nedeni var mı? Evet. İsrail Türklerden korkmalı mı? Umarım öyledir.” dedi.

MALCOM NANCE: “İSRAİL, TÜRKİYE İLE BAŞA ÇIKABİLECEĞİNİ Mİ SANIYOR?

İsrail’in Suriye’de Türkiye sınırına 70 kilometre mesafedeki Ebu Zuhur Askeri Havaalanı’nı vurmasının yankıları sürüyor. Eski ABD’li istihbarat subayı Malcolm Nance, İsrail’in Türkiye’yi karşısına almasının büyük bir hata olduğunu söyledi.

İsrail savaş uçaklarının 18 Ağustos Salı günü Suriye sınırından üç yüz kilometre içeri girerek Türkiye sınırına yetmiş kilometre mesafedeki aktif olarak kullanılmayan Ebu Zuhur Askeri Havaalanı’nı bombalamasının yankıları sürüyor. İsrail Başbakanlık Ofisinin, Suriye topraklarında Türkiye’nin yerleşmesine imkan vermeyeceklerini açıkça duyurması ve Türkiye dahil 12 ülkenin dışişleri bakanlarının cuma günü ortak bir açıklamayla saldırıyı kınamasının ardından, konuya ilişkin çarpıcı bir değerlendirme eski ABD Deniz Kuvvetleri istihbarat subayı Malcolm Nance’ten geldi. Nance, Mario Nawfal’ın YouTube programına katılarak İsrail’in stratejisini ve Türkiye’nin askeri gücünü analiz etti.

Programın sunucusu Mario Nawfal’ın, işgalci İsrail’in mühimmat depolarını değil doğrudan pisti vurarak bir uyarı atışı yaptığını ve eski İsrail Başbakanı Ehud Barak’ın kendisine Amerikalıların bile bu saldırıdan haberdar edilmediğini söylediğini aktarması üzerine Nance, dikkat çekici ifadeler kullandı.

Savaş suçlusu İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun bu durumu bir uyarı olarak nitelendirdiğini belirten Nance, “Netanyahu, Türkiye’ye karşı kinetik askeri harekatla ‘uyarımızı daha iyi anlamalarını sağladık’ dedi. Konuşulan bir başka şey de Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu konudaki söylemlerine izin verecekleri yönündeydi. Ancak Türkiye dinamik bir şey yaparsa, İsrail’in tespit edebileceği gerçek bir adım atarsa, onlara tuzak kuruyorlar. Yani İsrail bir nevi kabadayı rolü oynuyor.” dedi.

“TÜRKİYE İLE BAŞA ÇIKABİLECEKLERİNİ SÖYLÜYORLAR VE İŞTE BURADA YANILIYORLAR”

Tel Aviv yönetiminin bölgedeki diğer aktörlerle girdiği çatışmalardan cesaret aldığını anlatan Nance, “İsrail’in yüksek sesle söylediği şey şuydu: ‘İran’la başa çıktık, Hizbullah’la başa çıktık, Hamas’la başa çıktık, Husilerle başa çıktık, Türkiye ile de başa çıkabiliriz.’ Ve işte burada yanılıyorlar.” diye konuştu.

Türkiye’nin askeri kapasitesine dikkat çeken Nance, “Türkiye, NATO’daki en büyük orduya sahip. Gelişmekte olan ama aynı zamanda ileri düzeyde bir askeri ve hava savunma sistemleri var. Evet, Rus S-400 füzelerine sahipler. Ancak orada NATO ittifakının tamamı da bulunuyor.” ifadelerini kullandı.

“TÜRKİYE’Yİ BİR ÇATIŞMA DEVLETİ HALİNE GETİRMEK GERÇEKTEN DELİLİK”

İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı Siyonist Itamar Ben-Gvir’in açıklamalarına da değinen Nance, şunları kaydetti:

“İsrail’in Türkiye’ye güç yansıtabileceğini söylemesi ve sanırım Ben-Gvir’in ‘Kuzey Kıbrıs Türkiye’de değil, Suriye Türkiye’de değil’ şeklindeki yorumu, Türkiye’ye karşı koymak ve Türkiye’yi İsrail ile bir çatışma devleti haline getirmek için yeni bir strateji olarak gerçekten delilik. Suriye topraklarını ön cephe olarak kullanmak da ilginç. İsrailli yerleşimcilerin her birkaç haftada bir Golan Tepeleri’nden Suriye ve Dürzi köylerine inip oraların büyük İsrail’in bir parçasıymış gibi davranmaya başlamaları göz önüne alındığında bu durum oldukça enteresan. İsraillilerin bu yeni kavgaya ihtiyacı olduğunu düşünmüyorum.”

Bir Yorum Yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Benzer Yazılar