Trump’ın Gazze İstikrar Gücü çöktü: Sözler yalan oldu
ABD Başkanı Donald Trump’ın Gazze’deki Barış Kurulu beklenen yatırımları alamadı.
Trump, ocak ayında duyurduğu Barış Kurulu’na daimi üyelik için 1 milyar dolar istemişti.
Kurucuları arasında Türkiye dahil 28 ülkenin yer aldığı platforma üye bazı devletler, fona 7 milyar dolar yardım taahhüt etmişti. Trump da ABD’den 10 milyar dolarlık fon sözü vermişti.
Ancak kimliklerinin açıklanmaması şartıyla Financial Times’a konuşan yetkililer, kurul için Dünya Bankası tarafından oluşturulan finans fonunun “hiç yatırım almadığını” savunuyor.
ABD arabuluculuğunda 10 Ekim 2025’te sağlanan ateşkes kapsamında Hamas’ın silah bırakması, İsrail ordusunun bölgeden tamamen çekilmesi ve yeni bir geçiş yönetimi altında Gazze’nin tekrar inşa edilmesi planlanıyor.
Ancak kaynaklar, bu çok aşamalı planda ilerleme kaydedilemediğini, Gazze’nin yeniden inşası için “tek bir dolar bile harcanmadığını” iddia ediyor.
Trump yönetimi adına Hamas’la müzakerelere destek olan Filistinli-Amerikalı iş insanı Bishara Bahbah, kurulun “sahada faaliyet göstermesini sağlayacak finansman alamaması” nedeniyle Gazze’de henüz çalışmaya başlamadığını söylüyor:
Gazze’ye giderlerse insanların yardım istemek için akın edeceğini biliyorlar. Ancak ellerinde ne bir araç ne de imkan var. Durum gerçekten içler acısı.
Kurulun faaliyetlerini geciktiren hukuki ve siyasi bir belirsizlik de var.
ABD’li siyasetçiler kurulun faaliyetleri ve hukuki statüsü hakkında daha fazla bilgi almak için Trump yönetimine baskı uyguluyor. Kurulun ABD fonlarından yararlanabilecek bir uluslararası kuruluş olarak kabul edilebilmesi için gerekli hukuki şartları karşılayıp karşılamadığı sorgulanıyor.
ABD Başkanı Donald Trump’ın Şubat ayında düzenlenen Barış Kurulu toplantısında büyük bir törenle duyurduğu Gazze Uluslararası İstikrar Gücü (ISF), aradan geçen üç aya rağmen kurulamadı.
20 bin askerden oluşacağı belirtilen gücü komuta edecek ABD’li General Jasper Jeffers, İsrail-Hamas savaşının ardından “kalıcı barış ve refah” sözü vermişti. Ancak İstikrar Gücü için asker taahhüdünde bulunan beş ülkeden hiçbiri kayda değer bir katkı sunmadı.
Ateşkesi güçlendirme çabaları da sonuçsuz kaldı. Hamas silahsızlanmayı reddederken, İsrail yeni bölgeler ele geçiriyor ve ordunun “militan hedefler” diyerek düzenlediği saldırılarda siviller de hayatını kaybediyor.
Bu süreçte özellikle İran savaşı, Arap ve Müslüman ülkelerin ABD ve İsrail’le açık işbirliği yapmasını daha da zorlaştırdı. Enerji krizi de bölge ülkelerinin kaynaklarını tüketti.
Endonezya taahhüdünü dondurdu
ISF için en büyük katkı vaadi Endonezya’dan gelmişti. Sekiz bin askerlik taahhüdün bin kadarının Nisan ayında, geri kalanının Haziran’da gönderilmesi planlanıyordu. Ancak ABD ve İsrail’in 28 Şubat’ta İran’a saldırmasının ardından Endonezya bu planı süresiz olarak askıya aldığını duyurdu.
Endonezya Savunma Bakanı Sjafrie Sjamsoeddin, Washington’un “dikkatinin dağılmış” göründüğünü belirterek “Henüz uygulama yönergeleri almadık” dedi. Bakan, ABD-İran çatışmasının yoğunluğu nedeniyle Barış Kurulu’nun geri planda kaldığını, bunun ISF’yi de etkilediğini söyledi.
Jakarta’da bulunan Ekonomi ve Hukuk Çalışmaları Merkezi’nden Muhammed Zulfikar Rakhmat’a göre, İran savaşı Endonezya’da pek gündemde olmayan bir konu. Ancak fiyatlar hızla yükselirken halkın Barış Kurulu’na güveni de düşük.
Rakhmat, “Sokaktaki insanlara sorarsanız, Barış Kurulu’nun Gazze halkına gerçekten yardım edeceğine inanmıyorlar” değerlendirmesinde buludu. Uzman ayrıca ekonomik sıkıntılar nedeniyle Orta Doğu’ya asker gönderilmesine yönelik endişelerin arttığını belirtti.
Endonezya, daha önce Lübnan’daki BM barış gücünde görev yapan dört askerini İsrail ile Hizbullah arasındaki çatışmalarda kaybetmişti. Bu durum da kamuoyunda uluslararası askeri görevlere karşı tepkiyi artırdı.
Gazze’de ölen yakınlarının mezarlarını bayram nedeniyle ziyaret eden FilistinlilerBarış Kurulu: Sorun Hamas’ta
ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM) yorum yapmayı reddederken, Barış Kurulu Sözcüsü Brad Klapper da Endonezya’nın kararına ilişkin değerlendirme yapmadı. Sözcü, bunun yerine Trump tarafından Barış Kurulu Direktörü olarak atanan eski Bulgaristen Savunma Bakanı Nickolay Mladenov’un 21 Mayıs’ta BM’de yaptığı açıklamalara işaret etti.
Mladenov söz konusu açıklamasında, ISF’nin ancak ateşkesin ikinci aşamasında, yani Hamas’ın silahsızlanması ve İsrail’in çekilmeye başlaması halinde operasyonlara başlayabileceğini söylemişti. İsrail şu anda Gazze’nin yaklaşık yüzde 60’ını kontrol ediyor.
Mladenov, çıkmazdan Hamas’ı sorumlu tutuyor ve silahsızlanmanın pazarlık konusu olamayacağını belirterek, “Silahlı grupların sokaklarda dolaştığı, tünellerde saklandığı bir ortamda gelecek inşa edemezsiniz” değerlendirmesinde bulunuyor.
Hamas ise ateşkesi ihlal eden tarafın İsrail olduğunu savunuyor ve Mladenov’u İsrail’den yana olmakla suçluyor.
Yerel sağlık yetkililerine göre ateşkesin başlangıcından bu yana İsrail saldırılarında 880’den fazla Filistinli öldü. İsrail ise saldırıların ateşkes ihlallerine yanıt olduğunu savunuyor.
Mısırlı bir yetkili, Hamas’ın İsrail’in ateşkes sonrası ele geçirdiği bölgelerden çekilmesini talep ettiğini belirtti. Yetkili, ISF’ye asker göndermeyi taahhüt eden birçok ülkenin, Hamas’ın silahsızlanmasına dair anlaşma olmadan asker göndermeyeceğini söyledi.
Katkılar sembolik kaldı
Kazakistan şu aşamada katkısının “insani bileşenle” sınırlı olacağını, sahra hastanesi ve tıbbi birimler gönderebileceğini açıkladı. Arnavutluk Savunma Bakanlığı ise sürecin “dinamik ve devam eden” bir süreç olduğunu belirterek yorum yapmadı.
Arnavutluk Genelkurmay Başkanı Arben Kingji, bu ay yaptığı açıklamada keşif faaliyetlerine katıldıklarını ancak henüz asker göndermediklerini ifade etmişti. Kosova’nın göndermesi beklenen 20 asker için ise Nisan ayında “son hazırlık aşamasında” olunduğu açıklanmıştı. Fas ise yorum taleplerine yanıt vermedi.