Süleymancıların eski lideri Arif Ahmet Denizolgun’un mezarı açıldı

Süleymancıların eski lideri Arif Ahmet Denizolgun’un mezarı açıldı

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, Süleymancılar cemaatinin eski lideri Arif Ahmet Denizolgun’un ölümü ilgili soruşturma başlattı.

Savcılıktan yapılan açıklamada, Denizolgun’un “gerçek ölüm sebebinin tespitine ilişkin yeniden inceleme yapılabilmesi amacıyla fethi kabir kararı alınmıştır” denildi.

Denizolgun’un Karacaahmet Mezarlığı’ndaki mezarı bugün (19 Ağustos) açıldı.

Süleymancılar olarak bilinen Süleyman Efendi cemaatinin eski lideri ve eski Ulaştırma Bakanı Arif Ahmet Denizolgun’un ölümüne ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında feth-i kabir işlemi gerçekleştirildi.

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’nın talebi üzerine verilen karar doğrultusunda Denizolgun’un Karacaahmet Mezarlığı’ndaki kabri açıldı. Mezardan alınan örnekler ve yapılacak incelemelerle ölüm nedeninin yeniden araştırılması bekleniyor.

Feth-i kabir işlemi sırasında Karacaahmet Mezarlığı’nda geniş güvenlik önlemleri alındı. Mezarlık çevresi demir bariyerlerle çevrilirken savcı ve olay yeri inceleme görevlileri de çalışmalara katıldı.

Yeğenlerinin suç duyurusu üzerine soruşturma

Denizolgun’un ölümüne ilişkin yeğenleri tarafından suç duyurusunda bulunulmuştu. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’nın Denizolgun’un ölümüyle ilgili iki ayrı soruşturma yürüttüğü ve ölüm nedeninin yeniden incelenmesi amacıyla kabrinin açılmasını talep ettiği öğrenildi.

Başsavcılık tarafından daha önce yapılan açıklamada, Denizolgun’un ölümünün ve ölümünün ardından gerçekleştirilen otopsi işlemlerinin şüpheli olduğuna ilişkin iddia ve şikâyetler bulunduğu belirtilmişti.

6 Eylül 2016’da hayatını kaybetmişti

Arif Ahmet Denizolgun, 6 Eylül 2016’da hayatını kaybetmişti. Ölümünün ardından çeşitli iddia ve şüpheler gündeme gelirken, konuyla ilgili hukuki süreç yıllar boyunca devam etti.

Denizolgun’un ölümüne ilişkin bazı iddiaların geçtiğimiz yıl verilen bir mahkeme kararıyla düştüğü belirtilirken, yeğenlerinin yaptığı suç duyurusunun ardından ölüm nedeni yeniden soruşturma konusu oldu.

Gerçekleştirilen feth-i kabir işleminin ardından yapılacak incelemelerin, Denizolgun’un ölümüne ilişkin soruşturmanın seyrini belirlemesi bekleniyor.

Savcılık açıklamasında, Denizolgun’un “ölümünün ve yapılan otopsi işlemlerinin şüpheli olduğuna ilişkin iddia ve şikayet olduğu” kaydedildi.

Denizolgun Eylül 2016’da hayatını kaybetti.

Refah Partisi’nden 1995 yılında milletvekili seçilen Arif Ahmet Denizolgun, 1998-1999 yılları arasında Ulaştırma Bakanlığı görevini yürüttü. NATO Komisyon Başkanlığı da yaptı.

Denizolgun cemaatin ilk lideri Süleyman Hilmi Tunahan’ın torunu. 1959’da ölen Tunahan’ın mezarı da Karacaahmet’te bulunuyor.

Denizolgun’un ölümünün ardından cemaatin başında Tunahan’ın bir başka torunu Alihan Kuriş geçti.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından çıkar amaçlı suç örgüt kurma ve örgüte üye olma gibi suçlamalarla gözaltına alınan Alihan Kuriş 16 Ağustos’ta tutuklandı.

Kuriş’e “çıkar amaçlı suç örgütü yöneticiliği, nitelikli dolandırıcılık, Vergi Usul Kanunu’na muhalefet ve suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama” suçlamaları yöneltiliyor.

Alihan Kuriş soruşturması! Eski Bakan Denizolgun'un mezarı açılacak

BBC Türkçe’nin gördüğü ifade tutanağında Kuriş tüm suçlamaları reddetti ve bunun bir “itibar suikastı” olduğunu savundu.

Konuyla ilgili 16 Ağustos’ta açıklama yapan İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, Alihan Kuriş’in 2016 yılında “bu yapının başına geçmesinden bu yana yaşanan devasa para ve mal varlığı hareketleri, devletimizin ilgili birimlerince milimetrik olarak izlenmiştir” dedi.

Mustafa Çiftçi, yapılanmanın yönetim kadrosunun, “glooper” isimli bir iletişim uygulaması kullandığını da söyledi.

Çiftçi, “kesinlikle dindarlara, muhafazakarlara, dini cemaatlere herhangi bir operasyon yok” ifadesini kullandı.

Süleymancıların lideri Alihan Kuriş neyle suçlanıyor?

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından “çıkar amaçlı suç örgütü” kurdukları iddiasıyla 13 Ağustos’ta 17 ilde yapılan eş zamanlı operasyonda Süleymancılar Cemaati lideri Alihan Kuriş’in arasında bulunduğu 38 kişi geçen hafta gözaltına alınmıştı.

Ankara Adliyesi’ne sevk edilen Alihan Kuriş’le birlikte 32 şüpheli 18 Ağustos’ta tutuklanarak cezaevine gönderildi.

Emniyet ve savcılık sorgu zaptında Alihan Kuriş “çıkar amaçlı suç örgütüne liderlik” yapmakla suçlanıyor. Kuriş’e yönelik “suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama”, “kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık” ve “vergi usul kanununa muhalefet” iddiaları da var. Kuriş’in mal varlığı değerlerinin meşru bir yolla elde edildiği konusunda kanaat uyandırdığı iddiasına da tutuklama kararına yer verildi.

Peki Alihan Kuriş’e bu iddiaları yöneltilmesinin sebebi ne ve Kuriş sorgusunda kendisine yöneltilen suçlamalara ne yanıt verdi?

Telefon kullanmıyor, Glopper yazılımı iddiası

Süleymancılar Cemaati’nin dışa kapalı bir örgütlenme yapısı olduğu biliniyor. Cemaatin bu gizlilik anlayışı, sorgu sırasında gündeme gelen konulardan biri oldu.

Mali Şube polisleri, Alihan Kuriş’e kullandığı cep telefon numarasını sordu. Kendi adına kayıtlı herhangi bir GSM hattı olmadığını belirten Kuriş, iletişim için genelde ofis hattını kullandığını ancak onu da o sırada net olarak hatırlamadığını kaydetti. Kuriş, bunun dışında aile üyelerinin kullandığı telefon hatları ile irtibat kurduğunu anlattı.

Soruşturma kapsamında Alihan Kuriş ve adamlarının, Hindistan merkezli Glopper adlı bir gizli bir program aracılığıyla iletişim kurduğu iddia edildi. Savcılık, sorgu sırasında Kuriş’e “Glopper nedir, ne amaçla kullanıldığını biliyor musunuz?” diye sordu.

Kuriş de bu soruya “Glopper diye bir şeyi duymadım, ne olduğunu bilmem” iddiasında bulundu.

Basında çıkan haberlere göre ise programın Alihan Kuriş tarafından Hindistan’da yaptırıldığı, Apple Store ve Android marketlerde satılmadığı iddia ediliyor. Programı cemaatin üst düzey 3 bin üyesinin kullandığı da öne sürülen başka bir iddia.

İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi de konuya ilişkin “Bir dini cemaat, bir akım örnek veriyorum mesela gizli bir yazılım kullanır mı? Önceden FETÖ’cüler biliyorsunuz, ByLock uygulamasını kullanıyorlardı. Bu akımın da şu anda kullandığı, örgüt üst yönetiminin kullandığı Glopper diye bir uygulama var. Üst kademe üç kademeli doğrulamayla uygulamaya girilebiliyor” demişti.

Arden Gıda üzerinden şüpheli para hareketleri iddiası

Kuriş’e sorgusunda operasyon yapılan şirketler de soruldu. Sorular özellikle MASAK incelemesi yapılan Arden Gıda A.Ş.’ya yoğunlaştı.

7 Ağustos 2026 tarihli MASAK raporunda, şirket ve vakıf hesaplarındaki kaynağı açıklanamayan yüksek tutarlı nakit girişleri ve transferler “bağış” olarak kaydedilen paraların şirketlere aktarılması, yüksek tutarlı karşılıklı mal alım-satımları ve ticari kayıtlarla uyumsuz yurtdışı para hareketleri şüpheli bulundu. Raporda, 200 milyon TL sermayeli bir şirketin bölünerek 1 milyar 358 milyon TL sermayeli yeni bir şirket oluşturması da örnek gösterildi. MASAK, işlemlerin sahte faturalama ve kaynağı şüpheli paraların organize biçimde aktarılmasıyla bağlantılı olabileceğini belirtti.

Mali Şube’ye bağlı polisler Alihan Kuriş’e bağlı bir büroda arama yapıyor. İki polis memuru çekmeceleri arıyor, bir polis de gözlemliyor

Arden Gıda isimli firmayı 2004 yılında aile firması olarak kurduklarını anlatan Kuriş, bu şirketteki hisselerinin tamamını 2021 yılında devrettiğini söyledi. Kuriş, “MASAK raporunda bahsedilen ve yorumlanan verilerin tamamı 2023 ve sonrası tarihe aittir. Ayrıca 21 Mayıs 2021 tarihinde de şirkete denetim kayyımı atanmıştır. Ayrıca hissedarı olduğum dönemlerde de hisse payımı yüzde 5 olarak hatırlamaktayım. Hissedarı olduğum dönemde de şirketin sevk ve idaresi ile ilgili doğrudan imza ve temsile yetkili değildim” açıklamasını yaptı.

Savcılık sorgusunda ise Arden Gıda’nın Akdeniz Toros Et ve Et Ürünleri isimli şirketten 391 milyon TL’lik alış bildirimi yapması da gündeme geldi. Kuriş, “Akdeniz Toros Et ve Et Ürünleri isimli şirketin ürünlerinin müşterisiyim, bunun haricinde başka bir bilgim yoktur, yöneticilerini bilmem, sadece ürünlerini kullandığım ve müşterisi olduğum bir şirkettir” dedi.

Alihan Kuriş’e “mutlak itaat baskısı” iddiası

Rüstem Ş. adlı bir kişinin Alihan Kuriş aleyhinde verdiği “Alihan Kuriş cemaatin başına geçtikten sonra tüm ticari kurum ve yurtların yöneticileri başta olmak üzere tüm cemaat üyelerine mutlak itaat konusunda baskılar yaptı ve bu doğrultuda da bu şahsın yakın adamları aracılığıyla cemaati yönetmeye başladı” şeklindeki ifade de savcılık tarafından soruldu.

Kuriş, Rüstem Ş. adlı kişiyi tanımadığını belirterek “Bu ifadeyi kesinlikle kabul etmiyorum. Aleyhime atılmış bir iftiradır, hayal ürünüdür” diye konuştu. Kuriş’in avukatları ise Rüstem Ş.’yi “meczup bir kimse” olarak nitelendirerek “Şahsın daha önceden onlarca şikayetinin tümü takipsizlik kararıyla sonuçlanmıştır” dedi.

Dosyanın boş savunan avukatlar, itibar suikastı yapıldığını öne sürdü.

Kuriş’in evinden çıkan altınlar ve senet

Kuriş’in İstanbul’un Ümraniye ilçesi Kısıklı Mahallesi’ndeki evinde yapılan aramada çelik kasada 27 milyon 548 bin 376 TL değerinde altın ve ziynet eşyası bulundu. Emniyet sorgusunda bu ziynet eşyalarının kaynağı soruldu. Alihan Kuriş, “Aramada ele geçirilen eşyaların birçoğu eşimin düğün takılarımız ve ziynet eşyalarımızdır. Ayrıca bunun dışında da çocuklarıma hediye amaçlı verilen takı eşyalarıdır. Bunlarım tamamı benim ailemin birikimidir” dedi.

Alihan Kuriş’in ikametindeki çelik kasa içerisinde bulunan 3 milyon dolar bedelli senet de soruşturma kapsamında Kuriş’e soruldu. 29 Ocak 2021 tarihli senedin alacaklısının Kuriş, borçlusunun ise Osman A. olduğu belirtildi.

Kuriş ise ifadesinde senedin Osman A. ile yapılması planlanan bir gayrimenkul satışına ilişkin teminat olarak düzenlendiğini söyledi. Satışın daha sonra gerçekleşmediğini belirten Kuriş, buna rağmen senedin kendilerinde kaldığını ifade etti. Kuriş ayrıca senedin vade tarihinin geçtiğini ve bu nedenle senet vasfını yitirdiğini savundu.

Sorgu sırasında Alihan Kuriş’in kardeşi firari Hilmi Tuna Kuriş’e yönelik yapılan aramada bulunan 200 kilogram külçe altın gündeme gelmedi. Bu altınların yaklaşık 1,3–1,4 milyar TL olduğu açıklanmıştı.

Alihan Kuriş: Dedemin varisi ve temsilcisiyim

Mali Şube polisleri, son olarak Kuriş’e “Liderliğini yaptığınız çıkar amaçlı suç örgütü hakkında Suçtan Kaynaklanan Malvarlığı Değerlerini Aklama, Kamu Kurum ve Kuruluşları Zararına Dolandırıcılık ve Vergi Usul Kanununa Muhalefet suçu kapsamında yakalandınız. Bu çıkar amaçlı suç örgütü ile ilgili detaylıca açıklamanızı yapınız?” sorusunu yöneltti.

Alihan Kuriş ise yanıtı yanıtı verdi:

“Benim hakkımda böyle bir ithamı yapılmış olmasını bir itibar cellatlığı olarak değerlendiriyorum. Kesinlikle kabul etmiyorum. Ben Alihan Kuriş, dedem Süleyman Hilmi Tunahan hazretlerinin torunu, varisi ve temsilcisiyim. Onu sevenler beni sever, ben de onları severim. Kuran-ı Kerim hizmetlerini dedemin usulü üzerine devam ettirmek en önemli vazifemdir. Aynı zamanda bu konuda sivil toplum kuruluşunun kanaat önderiyim. Ancak yukarıda iddia edilen suçlamalarla alakalı hiç kimseye emir ve talimat vermedim. Dolayısıyla tarafıma isnat edilen asılsız suçlamaları kesinlikle kabul etmiyorum.”

Bir Yorum Yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Benzer Yazılar