İran ekonomisi savaş ve abluka altında nasıl ayakta kalıyor?

İran ekonomisi savaş ve abluka altında nasıl ayakta kalıyor?

İran yıllardır ABD yaptırımlarıyla yaşamaya alışmış ekonomisini daha da küçülterek uzun süreli bir baskı kampanyasına direnmeye hazırlanıyor.

Wall Street Journal’ın analizine göre İran, tedariki güçleşen ürünleri karneye bağlayarak, dövize erişimi kısıtlayarak ve yatırımları azaltarak sert önlemlerle ekonomiyi ayakta tutmaya çalışıyor.

Bu doğrultuda İran yönetiminin yakıt ve elektrik kotaları uyguladığı, azalan gelirlere rağmen maaşlarla kamu harcamalarını finanse etmek için para bastığı aktarılıyor. Elektrik kesintileri ve fabrikalara getirilen üretim kısıtlamalarının yanı sıra buğday, ilaç ve bebek maması gibi temel ürünlerin ithalatı için 3,5 milyar dolara kadar sübvansiyonlu döviz kuru uygulanıyor.

Diğer yandan bu katı politikaların ekonomik maliyetinin büyük ölçüde halka yansıyacağına dikkat çekiliyor.

ABD merkezli düşünce kuruluşu Quincy Enstitüsü’nden İran ekonomisi üzerine çalışan Hadi Kahalzadeh, ülke ekonomisinin bugüne kadar şokları göğüsleyebildiğini söylüyor. Ancak abluka ve savaş koşulları altında toparlanma kapasitesini giderek kaybeden bir “hayatta kalma ekonomisine” dönüşebileceğine işaret ediyor.

Capital Economics’e göre İran’ın devlet gelirlerinin ve döviz kazancının temelini oluşturan petrol ihracatı, ABD’nin ablukayı geçen ay tekrar uygulamaya başlamasıyla temmuzda neredeyse sıfıra indi. Haziranda bu kaynaklardan elde edilen gelir yaklaşık 4,5 milyar dolardı.

İran’ın ana petrol ihracat terminali Hark Adası’nda bu ay henüz hiçbir tankere yükleme yapılmadığına da işaret ediliyor.

Ülkede yıllık enflasyon yüzde 80’in üzerinde seyrederken tavuk fiyatları bir yılda yüzde 190, süt fiyatları ise yüzde 150 arttı. IMF, İran ekonomisinin bu yıl yüzde 5,4 daralmasını bekliyor. Kahalzadeh de savaşın sonunda 2 ila 3 milyon kişinin işini kaybedebileceğini öngörüyor.

ABD Başkanı Donald Trump, ablukanın İran yönetimini siyasi tavize zorlayacağını düşünüyor ancak analize göre Tahran’ın böyle bir yola gideceği garanti değil.

Tahran’ın ekonomik baskıya direnerek Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrolünü daha da artırmak isteyeceği belirtiliyor. İki tarafın da geri adım atıp müzakerelerde uzlaşamaması durumunda enerji ve deniz taşımacılığındaki aksaklıklar küresel ekonomi ve enflasyon üzerindeki baskıyı daha da artırabilir.

KAYNAKLAR: Independent Türkçe, Wall Street Journal, CNN

Bir Yorum Yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Benzer Yazılar