Adına Hibrit Deyince Savaş Olmuyor Mu?
Karadeniz’in etrafı ateş çemberi. Tam Ukrayna’nın Türk denizcilerinin hayatlarına mal olan saldırıları durduruldu derken 5 Ekim Pazartesi günü Romanya açıklarında Türk sahipli bir yük gemisi vuruldu. Bu defaki olağan şüpheli Rusya. İstanbul merkezli Spring Marine şirketine ait MG Shipping tarafından işletilen Royad Mammadov kargo gemisi en az iki kamikaze dron ile hedef alındı. Royad Mammadov Ukrayna’nın İzmail limanından İtalya’nın Ravenna limanına buğday taşımaktaydı. Yani silah ya da mühimmat yüklü değildi. Saldırıda 2 mürettebat öldü, 11 kişi kurtarıldı.
Sivil hedeflere yönelik bu saldırılar, Rusya’nın 2014 yılında Kırım’ı işgal etmek için hilelerle bezenmiş taktiklerini kavramsallaştırmak için uydurduğu “hibrit savaş” kapsamında dünyaya pazarlanıyor. “Hibrit” sıfatı eklenince de bizlerden bu ölümleri makul kabul etmemiz bekleniyor herhalde. Peki bu kabulü hazmetmek yerine acaba açık açık Rusya’nın çok cepheli bir savaşı ile karşı karşıya olduğumuzu kabul etmek daha faydalı olmayacak mı?
Nitekim 6 Ekim Salı sabahı bu defa Bulgaristan kıyılarından, yani bir NATO üyesinin münhasır ekonomik bölgesinden yeni bir saldırı haberi geldi. Bulgaristan kıyılarına 148 kilometre mesafede, Türkiye ile Romanya arasında sefer yapmakta olan iki gemi kamikaze dron saldırılarının hedefi oldu. Togo bandıralı Alfa Watan gemisi battı. Geminin mürettebatından haber alınamadığı açıklandı. Vurulan diğer gemi Palau bandıralı Able adlı geminin 18 mürettebatı ise Bulgaristan’a ait Dioscuria feribotunun olay yerine ulaşmasıyla kurtarıldı.
RUS SALDIRILARI KARADENİZ’DEKİ TÜM DENİZ TİCARETİNİ HEDEF ALMAYA BAŞLADI
Burada üzerinde durulması gereken husus, her iki geminin de ne varış noktaları ne de çıkış noktaları itibarıyla Rusya ya da Ukrayna ile ilgilerinin olmaması. Anlaşılan o ki Pazartesi ve Salı günkü saldırıların olağan şüphelisi durumundaki Rusya, yalnızca Ukrayna ile deniz ticaretini engellemekle yetinmek istemiyor. Karadeniz genelindeki tüm deniz ticaret trafiğini akamete uğratma niyetindeler. Yani hali hazırda tahıl ve enerji piyasasını cehenneme çevirmiş olan Ukrayna-Rusya ikilisi, uluslararası topluma karşı Karadeniz’deki ticaret trafiğini bir şantaj malzemesi haline getirmiş durumdalar. 2026-2027 kış mevsiminde bu şantaj tüccarlığının faturası Avrupa Birliği başta olmak üzere tüm ülkeler için katlanarak artacak.
Rusya rafinerilerini ve akaryakıt yükleme terminallerini hedef alan saldırılar nedeniyle ağır ekonomik kayıplar yaşıyor. Rusya Maliye Bakanlığı tarafından kamuoyu ile paylaşılan son verilere göre 2026 yılının ilk 9 ayında Rusya’nın petrol ve doğalgazdan elde ettiği gelir, 2025 yılının aynı dönemine göre yüzde 17,2 oranında azalarak 64,3 milyar dolara geriledi. Gelir kaynakları ağırlıklı olarak enerji ihracatına bağlı olan Rusya için bu giderek kabaran bir fatura anlamına geliyor.
Rusya’nın bir yandan savaşın finansmanını sağlaması diğer yandan tarımsal üretimi de ayakta tutması gerektiği dikkate alındığında kabaran faturanın Moskova’daki siyasi yapıyı ayakta tutma ihtimalinin giderek azaldığı görülebilir. Taraflar arasındaki yeni nesil savaş anlayışının boyutuna dair bir başka çarpıcı veri de Moskova Belediye Başkanı Sergey Sobyanin’den geldi. Sobyanin’in açıklamasına göre 1 Eylül-5 Ekim tarihleri arasında Moskova çevresine Ukrayna tarafından en az 9 bin 994 insansız hava aracı yollandı. Bunların büyük bölümü Moskova’ya yaklaşamadan, 862’si ise Moskova hava sahasında imha edildi. Tahmin edebileceğiniz gibi bu dronlar taş atılarak düşürülmüyor. ABD’nin Ortadoğu’daki müttefiklerine hava savunma mühimmatı tedarik etmekte çaresiz kaldığı bir süreçte, sadece Moskova çevresindeki havaalanlarının trafiğini işler kılabilmek için Rusya’nın hava savunma mühimmatı sarfiyatını ve harcadıklarının yerine yenisini koyabilmek için yaptığı harcamayı varın siz hesap edin.

ALMANYA: RUSYA BİZE KARŞI “GÖLGE SAVAŞ” YÜRÜTÜYOR
Avrupa için stratejik önemi haiz tedarik yollarına yönelik bir başka tehlike ise Almanya cephesinde gelişmekte. Almanya Dış İstihbarat Servisi (BND) Başkanı Martin Jaeger, Federal Meclis İstihbarat Kontrol Komisyonu’nun bu hafta başında düzenlenen oturumunda Rusya’nın Almanya’ya karşı bir “gölge savaş” yürüttüğünü açıkça ifade etti. Jaeger, 4 Ağustos’ta Leipzig Havalimanındaki Ukrayna’ya mühimmat taşıyan bir kargo uçağına yönelik saldırı girişiminin, Rusya kaynaklı son derece “doğrudan, kapsamlı ve somut” bir tehdidin işareti olduğunu söyledi.
Jaeger’e göre Rusya’nın “gölge savaş” yöntemleriyle ulaşmak istediği üç temel hedef var. Bunlardan ilki Ukrayna için askeri malzeme tedarikine son verilmesi, ikincisi Avrupa’nın Kiev’e verdiği siyasi desteğin kırılması ve son olarak Avrupa başkentlerinin Rusya aleyhinde karar alamaz hale getirilmesi. Almanya istihbarat servislerinin başkanları, bugün için Avrupa’ya doğrudan bir Rus askeri tehdidi olmadığını ifade etseler de, Rusya’nın NATO üyesi olmayan bir av aradığına dair endişeler de artıyor.
MOLDOVA ÜZERİNDEKİ RUS BASKISI ARTIYOR
ABD Merkezi Haber Alma Teşkilatı CIA’nın eski direktörü General David Petraeus geçtiğimiz haftalarda, NATO Anlaşması’nın 5’inci maddesinin korumasında olmayan Moldova’nın Rusya açısından bir test alanı olarak değerlendirilebileceğini dile getirmişti. Nitekim 3 Ekim Cumartesi sabahı, Moldova hava sahası kamikaze dronlarla 5 ayrı noktadan ihlal edildi. Can kaybı yaratmayan vakaların ardından Căușeni, Hîncești, Crocmaz ve Anenii Noi’de Rus dronlarına ait enkaz parçalarına rastlandı.
Türkiye, Basra Körfezi ve Hazar Denizi istikametinde bölge ülkelerinin refahını artıracak projeleri hayata geçirirken, Karadeniz’e refahı sabote etmeye yönelik girişimlerle daha yoğun mücadele edeceği bir süreci yaşıyor.