Riyad’da havalimanına Husiler’den saldırı: En az 12 ölü, 309 yaralı
Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’daki Kral Halid Uluslararası Havalimanı’na düzenlenen saldırıda en az 12 kişi hayatını kaybetti, 309 kişi yaralandı.
Yemen’deki Husi isyancılar, birkaç gün önce aynı havalimanını hedef alan benzer saldırıları üstlendiklerini açıklamışlardı.
Riyad’daki Kral Halid Uluslararası Havalimanı Cumartesi günü duyulan şiddetli bir patlamanın ardından tahliye edildi ve uçuşlar durduruldu.
Suudi yetkililer hayatını kaybedenler arasında dört Suudi Arabistan ve iki Bangladeş vatandaşının bulunduğunu açıkladı.
Ölenler arasında Mısır, Ürdün, Filistin, Sudan, Suriye ve ABD vatandaşları olduğu da belirtildi.
Suudi Sivil Havacılık Kurumu havaalanındaki operasyonların askıya alındığını duyurdu.
“HAVALİMANI SALDIRISI KORKUNÇ BİR ŞEYDİ”
ABD Başkanı Donald Trump, Maryland eyaletindeki Andrews askeri üssünde gazetecilere Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad yakınlarındaki Kral Halid Uluslararası Havalimanı’na yönelik son Husi saldırısı hakkında değerlendirmelerde bulundu.
ABD’nin Husilere karşı harekete geçip geçmeyeceği sorusuna kesin yanıt vermeyen Trump, “Bunu göreceksiniz.” dedi.
Husilerle iletişim halinde olduklarını kaydeden Trump, “Suudiler ABD güçleri olmadan kendilerini savunamıyorlar mı?” yönündeki soru üzerine, “Kendilerini savunabiliyorlar. Suudiler iyi savaşçılardır. Ama bence bu saldırı korkunç bir şeydi.” ifadelerini kullandı.
Son havalimanı saldırısının ardından Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile konuşup konuşmadığı sorusuna “Hayır, ama onunla konuşacağım” yanıtını veren Trump, “Suudi Arabistan’da yaşananlar kabul edilemez.” dedi.
İran, Yemen’de desteklediği Husi milislerin saldırılarıyla Hürmüz Boğazı’nda üstünlüğü ele geçirmeye çalışıyor.
Husiler son dönemde Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad ve diğer birçok bölgeye balistik füze ve insansız hava araçlarıyla (İHA) saldırılar düzenliyor.
Husilerle savaşan Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon, bir roketin de Suudi Arabistan’ın doğusundaki Dammam kentinde bulunan Kral Fahd Uluslararası Havalimanı yakınlarına düştüğünü açıkladı.
Suudi yetkililer cuma günü İran destekli Husi milisleri düzenlediği iki ayrı saldırıda aralarında bir pilotun da bulunduğu üç Suudi vatandaşının öldürüldüğünü açıklamıştı.
Birçok ülke Suudi Arabistan’daki vatandaşlarına havalimanından uzak durmaları uyarısı yaptı.
Husi milislerinin 6 ve 7 Ekim tarihlerinde Suudi Arabistan’daki iki havaalanına düzenlediği saldırılarda da üç kişi hayatını kaybetmişti.
Saldırılar Yemen’in Suudi destekli hükümet güçleri ile ülkenin kuzeybatısının büyük bölümünü kontrol eden Husi milisleri arasında yeniden başlayan çatışmaların tırmandığı bir dönemde gerçekleşti.
Husi milisleri, Yemen’deki iç savaşta hükümet güçlerine verdiği destek nedeniyle Suudi Arabistan’ı hedef aldıklarını söylüyor.

Husi milislerinin hızlı bir saldırıyla Kızıldeniz kıyısının stratejik öneme sahip bölgelerini ele geçirmesinin ardından çatışmalar daha da şiddetlendi.
Husilerin ele geçirdiği yerler arasında Kızıldeniz’in en dar noktası ve küresel denizcilik için geçiş noktası olan Babülmendep Boğazı üzerindeki Muna limanı da bulunuyor. Yemen’deki hükümet yanlısı güçler ise Kızıldeniz’in güney ucundaki boğazı “güven altına aldıklarını” açıkladılar.
Suudi Arabistan öncülüğünde koalisyon, Arap ülkelerinin Husi milislerinin yönetimi ele geçirmesini engellemek için güçlerini birleştirmesinin ardından 2015’de kuruldu.
Yıllarca süren hava saldırıları çatışmalar sonucunda yüz binlerce insanın hayatını kaybetmesi ve dünyanın en kötü insani krizlerinden birinin tetiklenmesinin ardından 2022’de geçici ateşkes sağlandı.
Ancak gayri resmi ateşkes Temmuz ayında bozulmaya başladı.

Peki, Husiler neden Suudi Arabistan’daki havalimanlarına saldırıyor?
Husi milisleri Suudi Arabistan’a karşı “deniz ambargosu” ilan ederek Kızıldeniz’deki Suudi havaalanlarına, petrol tesislerine ve tankerlere füze ve insansız hava aracı saldırıları başlattı. Husiler yıllardır süren Suudi ablukasına ve Sina havaalanına yapılan hava saldırısına misilleme yaptıklarını söylediler.
RİYAD’LA SINIRLI KALMADI
Husilerin Suudi Arabistan’a yönelik saldırıları Riyad’la sınırlı kalmadı. Ülkenin güneybatısında bulunan Abha, Necran ve Cizan kentlerindeki havalimanlarının da Husi milisleri tarafından hedef alındığı ifade edildi.
HEDEF, SUUDİ ARABİSTAN’IN ASKERİ OPERASYONLARI
Husiler, öncelikle Suudi Arabistan’ın askeri operasyonlarını sekteye uğratmayı ve ülkedeki yeniden alevlenen iç savaşta Yemen hükümetine verdiği desteği geri çekmesi için Suudi yönetimine baskı yapmayı amaçlıyor. İran destekli grup, Suudi Arabistan hava sahasını aktif bir askeri çatışma alanına dönüştürerek ticari havacılığı da durdurmayı hedefliyor.
KÜRESEL HAVAYOLU ŞİRKETLERİ UÇUŞLARINI ASKIYA ALIYOR
Son saldırılar, Lufthansa ve Air India gibi küresel havayolu şirketlerini Riyad’a yönelik uçuşlarını askıya almaya zorladı. Uçuşların durdurulması, bölgedeki turizm ve ticaret faaliyetlerini de olumsuz etkiledi.

PETROL TESİSLERİ İÇİN DE TEHDİT
Havalimanlarına yönelik saldırılara, enerji sektörü çalışanlarına petrol tesislerinden uzak durmaları yönünde yapılan açık uyarılar da eşlik ediyor. Bölgedeki istikrarsızlığın derinleşmesi, küresel ham petrol fiyatlarında keskin yükselişlere yol açıyor. Böylece Husiler, yalnızca askeri hedefler üzerinden değil, enerji piyasaları ve uluslararası ticaret üzerindeki etkileriyle de jeopolitik bir koz elde etmeyi amaçlıyor.
Bölge uzmanlarına göre, Husilerin İran’ın ayakta kalan ve sınır ötesinde faaliyet gösterme kapasitesi en yüksek unsuru olduğu gerçeğinin kabul edilmesi gerekiyor. Husiler, Babu’l Mendeb’ten Hürmüz’e uzanan iki boğaz krizinin ortasında bir başka stratejik geçiş noktasını kontrol ediyor.
İran ekseni de alternatifleri dört yönden hedef alarak küresel enerji piyasalarındaki aksaklıkları azami seviyeye çıkarmaya çalışıyor. İran’ın Arap Yarımadası’nın iki ana enerji damarındaki ve küresel enerji akışlarının yüzde 30’undan fazlasındaki nüfuzu, stratejik riskleri artırıyor. Bu durum, Husileri geri püskürtmek ve nihayetinde zayıflatmak, hatta mümkünse yenilgiye uğratmak amacıyla Yemen’in öncülük ettiği, uluslararası destek gören ve bölgesel olarak koordine edilen bir süreci gerekli kılıyor.
İran’ın yarımadanın güney ucunda güç projeksiyonu için kullandığı araçların ortadan kaldırılması, İran’ın kendisini doğrudan hedef almaktan daha güvenilir bir şekilde zayıflatabilir. Aynı şekilde, uygun kaynaklar ve strateji birbiriyle uyumlu hale getirildiği takdirde Yemen’in Kızıldeniz kıyısının yeniden ele geçirilmesi bir ay içinde gerçekleştirilebilir.
El-Alimi’nin bugün ülkenin geri kalanını kurtarmak ve devlet otoritesini ülke genelinde yeniden tesis etmek amacıyla kapsamlı bir askeri girişim başlatıldığını duyurması, uluslararası stratejik desteği hak eden, bölgesel olarak desteklenen bir Yemen girişiminin başlangıcını oluşturuyor.