Komedyen Deniz Göktaş ilk kez hakim karşısında: “Zorla Kemal Kılıçdaroğlu’yla görüştürüldüm”
“Kuyu tipi cezaevi” olarak bilinen Çorlu Karatepe Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu’nda yaklaşık 3 aydır tutuklu bulunan komedyen Deniz Göktaş’ın yargılanmasına bugün başlandı.
“Ölü Deniz” isimli gösterisindeki sözleri nedeniyle tutuklanan komedyen Deniz Göktaş hakkında üç suçtan iki yıl iki aydan dokuz yıl sekiz aya kadar hapis cezası isteniyor.
İstanbul 14. Asliye Ceza Mahkemesi’nce kabul edilen iddianameye göre bu suçlamalar, “cumhurbaşkanına hakaret”, “halkı kin ve düşmanlığa tahrik ve aşağılama” ve “suçu ve suçluyu övme” olarak sıralanıyor.
DURUŞMA SALONU DEĞİŞTİ
İstanbul Adliyesi’nde görülmesi planlanan duruşma öncesinde yoğun güvenlik önlemleri alındı. Adliyeye yalnızca adliye çalışanları, basın kartı bulunan gazeteciler ve duruşması olan kişiler alındı.
Göktaş’ın 14. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülmesi planlanan duruşması, 4. Ağır Ceza Mahkemesi salonuna alındı.
Saat 10.00’da başlaması beklenen duruşma 11.25’te başladı. Savunmasını yapan Göktaş, 3 Temmuz’dan bu yana cezaevinde tutulduğunu belirterek şöyle konuştu:
“3 Temmuzdan beri kuyu tipi bir cezaevinde güneş görmeden, diğer tutukluların aksine sadece haftada 1 telefonla görüşerek başka hiçbir insan temasım olmadan hücredeyim.

Adliye önünde “Deniz Göktaş derhal serbest bırakılmalı” çağrısı.
“CÜMLE BAŞINA 22 GÜNDÜR HÜCREDEYİM”
Harbiye’de kurduğum 4 cümle ile suçlanıyorum ve kurduğum cümle başına tam 22 gündür hücredeyim. Yazan çizen insanlara bir oto sansür sebebi olduysam tek endişem budur. Lütfen öyle olmasın bilin ki sözlerimiz tahminimizden çok daha etkilidir.
Suçlandığım toplam 4 cümle var. Ben bu cümleleri Harbiye’de beş bin kişiye ondan önce de 197 kez Türkiye’nin her yerinde 100 binden fazla seyirciye söyledim. Hepsinde de kahkahadan ve alkıştan başka tek bir tepki almadım.”
“TERS KELEPÇE YETMİYORMUŞ GİBİ ZORLA KILIÇDAROĞLU’YLA GÖRÜŞTÜRÜLDÜM”
“Adliyede tutuklanmak için beklerken ters kelepçe yaptıkları yetmiyormuş gibi 3 kez sorulmasına ve reddetmeme rağmen adeta zorla Kemal Kılıçdaroğlu’yla görüştürüldüm. Sonra da tv’den beyanlarımın yalanlandığını oturup gülerek izledim”

“BÜTÜN POLİS MEMURLARI, ‘DENİZ SEN SALAK MISIN, NİYE TÜRKİYE DÖNDÜN’ DEDİ”
Göktaş, yurt dışına kaçtığı yönündeki haberlerin gerçeği yansıtmadığını belirterek Türkiye’ye dönme gerekçesini anlattı.
“Ben yurt dışına taşınan arkadaşlarımı ülkeye dönmeye ikna etmeye çalışan biriyim ama benim hakkımda yurt dışına kaçtı diye haber yaptılar. Ben beyin göçünü engellemeye çalıştıkça Türkiye bana engel oluyor. Bütün polis memurları, “Deniz sen salak mısın, niye Türkiye döndün” dedi.”
Gözaltına alınması sırasında görüntüsünün çekileceğini anladığını söyleyen Göktaş, devamında şunları söyledi:
“Ben görüntü alınacağını anladım. Buna rızam olmadığını söyledim. Bana ters kelepçe yaptılar. Başımı kaldırıp güldüm. Buradan emniyet teşkilatını beni yakaladıkları için tebrik ediyorum.”
DURUŞMA ÖNCESİ PAYLAŞIM
Göktaş’ın X hesabından yapılan 27 Eylül’de yapılan bir paylaşımda komedyenin yeni bir mektubu yer aldı.
Duruşmayı hatırlatarak başlayan mektupta, “88 gün sonra ilk kez kelepçeleneceğim ve araba kornası duyacağım. Kelepçeyi özlemediğim kesin, bakalım araba kornasını özlemiş miyim? İyiyim. Güneş olmadan da yaşanıyormuş, güneş abartılmış bir balonmuş” ifadeleri yer aldı.
Göktaş, İstanbul 14. Asliye Ceza Mahkemesi’ndeki ilk duruşmada suçlamalara ilişkin savunmasını yapacak.
Duruşmada Göktaş’ın savunmasının ardından tutukluluk durumu da değerlendirilecek. Göktaş, 3 Temmuz’dan bu yana cezaevinde bulunuyor.
32 yaşındaki Göktaş, “kuyu tipi” olarak adlandırılan Tekirdağ Karatepe Cezaevi’nde güneş görmeyen bir hücrede tutuluyor.
Gösterisindeki ifadeleri nedeniyle 29 Haziran’da hakkında soruşturma başlatılan Göktaş, yurtdışı tatili dönüşünde 2 Temmuz’da havalimanında gözaltına alınmış ve 3 Temmuz’da tutuklanmıştı.
28 Ağustos’ta komedyen hakkında “halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme” ve “cumhurbaşkanına hakaret” suçlamalarından tahliye kararı verilmiş ancak cezaevinden çıkmadan “suçu ve suçluyu övmek” suçlamasıyla yeniden tutuklanmıştı.

DENİZ GÖKTAŞ’TAN MESAJ
Genç komedyen, yarınki duruşma öncesi sosyal medya hesabından yeni bir mesaj paylaştı.
Göktaş, X hesabındaki mesajında şu ifadeleri kullandı:
“Karatepe Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu’ndan selamlar,
Yarın, 28 Eylül Pazartesi, Çağlayan Adliyesi’nde saat 10:00’da duruşmam var.
88 gün sonra ilk kez kelepçeleneceğim ve araba kornası duyacağım. Kelepçeyi özlemediğim kesin, bakalım araba kornasını özlemiş miyim?
İyiyim. Güneş olmadan da yaşanıyormuş, güneş abartılmış bir balonmuş.
Biraz da cezaevinden havadisler: Sınıf atlama heyecanı var Karatepe’de mahallemize 2 özel jeti olan komşu taşındı. Herkes bir gecede radikal seviyede artan refah seviyesine uygun davranmaya çalışıyor. Ben de buna uygun olarak bu tweette “zengin derdi” sayılacak bir konu seçtim: Cezaevi ve müzik.
“Müziksiz yaşayamam” tipi bir insan hiç olmadım, hatta epey de yaşarım ama “müziksiz 88 gün yaşayamam” tipi bir insanmışım meğer. Rüyalarımdan birinde; tahliye olduğumu fark edince hemen Peyk açıyordum ama Peyk olmayan bir şey çalıyordu. Radyo ve Dream Türk var ama hep Peyk olmayan bir şey çalıyor.
Şimdi övmeye çekiniyorum; TRT 2’yi övdüm, son 1 aydır yok. Radyo 3 sağolsun, Gojira çaldı 1 saat. Böyle mucizevi anlar dışında pek seçenek yok. Bu yüzden bu yaşa kadar ergen inadıyla taşıdığım Türkçe pop alerjimi aşmam gerekti. Bu hafta savunmama hazırlanırken 24 saat boyunca Dream Türk açıktı. Sadece yan komşum Haluk Levent, Mamak Türküsü ya da Haziran’da Ölmek Zor çaldığında TV’yi kapatıp avluya çıkıyorum. Kuyu tipinin tek iyi yanı akustiği olabilir.
24 saat Dream Türk izlerseniz 4 kere Ezhel’i görebiliyorsunuz, özledik. Onun dışında Türkçe pop. Girl Band, Boy Band ve Karışık Band salgını var, herkes dikkatli olsun. Kalabalık ortamlara girmeyin, aniden bir koreografinin parçası olabilirsiniz.
Favorilerim:
Eypio & Sibel Can – Kıyamam
Mabel Matiz – Umrumdışı
Hücremde Mabel Matiz’in “Ben büyüttüm boy boy” dansını yaparken infaz koruma memuruna yakalandım. Bir kere de derbi günü MasterChef izlerken yakalanmıştım, iki etti.
Savunma öncesi gündemden uzaklaşmak için seçtiğim bu yumuşak konuyu burada yazdığım bir rap ile bitireyim. Sabah 9’da ekmek dağıtımı oluyor. Haftada birkaç gün de ekmekle birlikte poğaça veriliyor ve kruvasan neşesi yaşanıyor. O günler önce koridorda servis tezgâhının tekerleğinden çıkan sesler yankılanıyor. Sonra dağıtımı yapan memur bozacı gibi bir nağmeyle bağırıyor: “Ekmek ve poğaçaaaa”
(Fuat Ergin tarzı bir flow’la)
Ekmek ve poğaça
Vaktimiz bolca
Cicibebe olmasa
Halimiz n’olcak
Menü ful carbo
Ne peynir ne yarım kadeh Doluca
Haluk, Cem, Özkan, ben
D Blok dört yapraklı yonca
Görüşmek üzere.”
ADLİYE ÖNÜNDE “DENİZ GÖKTAŞ DERHAL SERBEST BIRAKILMALI” ÇAĞRISI
Duruşma öncesi İstanbul Emek, Barış ve Demokrasi Güçleri adliye önünde basın açıklaması düzenledi. Basın açıklamasında “Deniz Göktaş yalnız değildir”, “Faşizme karşı omuz omuza”, “Deniz’e, mizaha, sanata özgürlük” sloganları atıldı.
Basın açıklamasında ilk olarak “Bu ülkeyi yönetenler istiyorlar ki kimse onların politikalarına ses çıkarmasın, onlar işçi ve emekçileri sömürürken, işçi ve emekçiler açlıkla, yoksullukla boğuşurken, antidemokratik uygulamalar yaparlarken, kayyımlarla, tutuklamalarla faşist bir rejimi inşa etmeye çalışırken kimse itiraz etmesin istiyorlar. Dikensiz bir gül bahçesi istiyorlar. Ama başta bugün burada toplanan insanlar olmak üzere Türkiye’nin her yerinde işçi ve emekçiler, mücadele eden sendikacılar, aydınlar, akademisyenler, gençler, kadınlar emeği için geleceği için yaşamları için mücadele etmeye devam ediyor ve edecek” denildi.
“Sahne suç mahalline, şaka delile, kahkaha tehdide dönüştürüldü”
Kurumlar adına yapılan basın açıklamasında ise şunlar kaydedildi:
Bugün Çağlayan Adliyesi önünde 87 gündür tutuklu olan komedyen Deniz Göktaş için bir aradayız. Bu ülkede gülmenin, güldürmenin ve iktidarı eleştirmenin suç sayılmasına itiraz etmek için buradayız. Deniz Göktaş’ın tek suçu ‘Ölü Deniz’ adlı gösterisinde sözünü sakınmadan duygularımıza tercüman olmak ve bunu yaparken milyonları güldürmek oldu. Gösteri yayınladığı ilk hafta milyonlarca kez izlendi. Deniz Göktaş, hepimizin günlük hayatta hissettiği gerçekleri sahnede yüksek sesle söyledi ve bunun bedeli kendisine ödetilmek istendi. Önce iktidar çevreleri tarafından hedef gösterildi ardından toplu şikayet dilekçeleri delil sayılarak hakkında soruşturma açıldı. Yurt dışından dönüşünde havaalanında gözaltına alındı ters kelepçe ile götürüldü ve ertesi gün tutuklandı. Bugün ‘kuyu tipi’ diye bilinen yüksek güvenlikli cezaevinde tecrit koşullarında tutuluyor. Bu dava baştan sona hukuksuzluk üzerine kuruludur. İddianame, tutuklandıktan ancak 63 gün sonra yazılabildi. Bir komedyen için 12 yıla kadar varan hapis cezası isteniyor. Hakkında tahliye kararı verilmesine rağmen müzekkere dahi yazılmadan yeni bir suçlama ile yeniden tutuklandı ve avukatlarına haber dahi verilmedi. Sahne suç mahalline, şaka delile, kahkaha tehdide dönüştürüldü. Ortada bir yargılama değil, tüm topluma göz dağı vermek için sahnelenen bir ceza süreci var.
“Mizah toplumun aynasıdır ve o aynayı kırmaya çalışanlar orada gördüklerinden korkanlardır”
Biliyoruz ki Deniz Göktaş’ın tutuklanması tekil bir olay değildir. Gazetecileri susturan, sanatçıyı sahneden indiren, sosyal medyada tek bir paylaşımı bile suç sayarak hesaplara erişim engelleri getiren aynı baskı düzeninin eli mizaha da ulaşmış durumdadır. Ters kelepçeyle, tecritle ve ağır ceza istemleriyle örülen bu süreç yalnızca bir kişiyi cezalandırmak için değil; itiraz eden, düşünen herkesi korkutmak için yürütülüyor. Eleştiriye tahammülü olmayanlar bu halka gülmeyi bile çok görüyor. Oysa mizah toplumun aynasıdır ve o aynayı kırmaya çalışanlar orada gördüklerinden korkanlardır.
Deniz Göktaş’ın sahnede anlattığı gerçekler milyonlarca insanın evinde, sofrasında, işinde her gün karşılaştığı gerçeklerdir. Geçtiğimiz günlerde ülkede bir fon skandalı patladı. Yüz binlerce insanın birikimi bir gecede buharlaştı ve faturası yine halka çıkarılmak isteniyor. Bu tablonun üstünü örtmek isteyenler bir yandan da ‘Ailem Güvende’ adı altında yeni bir baskı dalgası başlattı. Bu operasyonla önce LGBTİ+’lar ve dernekleri hedef alındı ardından gazeteler, hak örgütleri ve sosyal medya hesapları sırayla erişime engellendi. Yüzlerce kişi gözaltına alındı çok sayıda insan tutuklandı. Cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği suç gibi gösterildi. Bir araya gelmek bile tehdit sayıldı. Grevi yasaklanan işçiden, görevden alınan belediye başkanına, cezaevindeki gazeteciden yargılanan barış savunucusuna, hedef gösterilen LGBTİ+’lara kadar hepimiz aynı baskı zincirinin halkalarıyız. Deniz Göktaş’ın mücadelesi bu yüzden de bizim mücadelemizdir diyoruz.
“Deniz Göktaş’a özgürlük”
Deniz Göktaş derhal serbest bırakılmalı, hakkındaki tüm suçlamalar düşürülmelidir. Düşünce, ifade ve sanat özgürlüğü pazarlık konusu değildir. Bir komedyeni cezaevinde tutarak halkı susturabileceğini sananlar yanılıyor. Her tutuklama itirazı daha geniş bir kalabalığa taşıyacak. Bu adliye önündeki kalabalık bunun kanıtıdır. Yarın her sahnede, her meydanda gülmeye, konuşmaya, itiraz etmeye ve eleştirmeye devam edeceğiz. Deniz Göktaş’a özgürlük. Mizahın ve sanatın gücüne baskı ve sansürle pranga vurulamaz.
İSTANBUL HAVALİMANI’NDA GÖZALTINA ALINDI
Deniz Göktaş hakkında, “Ölü Deniz” adlı gösterisinin YouTube’da yayımlanmasının ardından soruşturma başlatıldı. Göktaş, 2 Temmuz’da tatil dönüşünde İstanbul Havalimanı’nda gözaltına alındı.
Bir gün sonra Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi’ne sevk edilen Göktaş, “Cumhurbaşkanına hakaret” ve “halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme” suçlamalarıyla tutuklandı.
Tekirdağ’ın Çorlu ilçesindeki Karatepe Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’na gönderilen Göktaş hakkında daha sonra bir tahliye kararı verildi.
İstanbul 61. Asliye Ceza Mahkemesi, 28 Ağustos’ta Göktaş’ın tahliyesine hükmetti.
CEZAEVİNDEYKEN YENİDEN TUTUKLANDI
Ancak Göktaş cezaevinden çıkamadan aynı gösteride yer alan başka bir bölüm nedeniyle bu kez “suçu ve suçluyu övme” suçlamasıyla yeniden tutuklandı.
Savcılığın itirazı üzerine verilen tahliye kararı İstanbul 28. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kaldırıldı.
12 YIL 2 AYA KADAR HAPİS İSTEMİ
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede Göktaş’ın üç ayrı suçtan 2 yıl 7 aydan 12 yıl 2 aya kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor.
Davanın temelini ise Göktaş’ın 24 Haziran’da YouTube hesabından yayımladığı “Ölü Deniz” adlı gösterideki üç ayrı bölüm oluşturuyor.