ABD: Göçmenler gözaltında ölüme sürükleniyor

ABD: Göçmenler gözaltında ölüme sürükleniyor

ABD’de Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Kurumu’nun (ICE) denetimindeki gözaltı merkezlerinde son aylarda art arda yaşanan intihar vakaları, kamu sağlığı uzmanları ve göçmen hakları savunucularının tepkisini çekiyor.

Haber ajansı Associated Press’in (AP) araştırmasına göre, Donald Trump yönetiminin ikinci döneminde gözaltındaki göçmen sayısı hızla artarken, en az 10 kişi 2025’ten bu yana intihar ederek yaşamını yitirdi. Bu sayı, kurumun tarihindeki en yüksek yıllık intihar oranı olarak kayıtlara geçti.

Rayo’nun ölümü tartışmaları tetikledi

İntihar vakalarının en çarpıcı örneklerinden biri, Missouri’de bir ilçe hapishanesinde ICE adına tutulan 26 yaşındaki Kolombiyalı Brayan Rayo Garzon oldu. COVID-19’a yakalanan ve izolasyona alınan Rayo, ağır ateş ve halsizlik yaşarken defalarca ruh sağlığı desteği talep etti. Ancak randevuları iki kez iptal edildi.

Rayo’nun annesiyle her gece yaptığı telefon görüşmesi de “hijyen önlemleri” gerekçesiyle engellendi. Rayo gardiyanlara yazdığı notlarda “Annem çok endişeli, lütfen aramama izin verin” diye rica etti. Notu alan görevli, daha sonra ilgileneceğini söyledi. Bir saat sonra Rayo hücresinde ölü bulundu.

AP’nin ulaştığı kayıtlara göre Rayo’nun ilk sağlık taraması, ortalama 12 saat olan ICE standartlarının aksine 35 saat gecikmeyle yapıldı. Ruh sağlığı randevuları ise personel eksikliği ve COVID-19 gerekçesiyle iptal edildi.

İntihar edenlerin çoğu sabıkasız genç erkekler

AP’nin incelediği verilere göre, hayatına son veren 10 kişinin dokuzu Hispanik (İspanyolca konuşulan ülke kökenli) erkek, biri ise Çin vatandaşıydı. Ortalama yaş ise 32. Bu kişilerin yedisinin ABD’de şiddet içeren bir suç işlemediği tespit edildi. Elde edilen verilere göre intiharlar, 2025’ten bu yana ICE gözetiminde yaşanan 51 ölümün yaklaşık beşte birini oluşturuyor.

Seattle havalimanında ICE'nin sınır dışı işlemleri için kullandığı bir uçakSeattle havalimanında ICE’nin sınır dışı işlemleri için kullandığı bir uçak

ICE yetkilileri ise intiharların “çok nadir” olduğunu savunuyor ve personelin düzenli eğitim aldığını belirtiyor. Ancak AP’nin araştırması intiharların münferit olaylar olmadığını, kurumsal bir denetim ve bakım krizini sonucu ortaya çıktığını gösteriyor.

Araştırmaya göre, bazı merkezlerde riskli görülen kişiler yakından izlenmedi, ruh sağlığı tedavileri geciktirildi veya hiç verilmedi, dillerini konuşan personel olmadığı için bazı göçmenler iletişim kuramadı.

Ayrıca bazı merkezlerde göçmenlerin kendilerine zarar verebilecekleri malzemelere erişimi engellenmezken, izolasyon uygulamaları intihar riskini yükseltti.

Duşta ölü bulunan Çin vatandaşının, Mandarin dilini bilen kimse olmadığı için beş gün boyunca kimseyle iletişim kuramadığı ve tedavi alamadığı belirtiliyor.

Trump döneminde personel arttı, denetim zayıfladı

Trump’ın ikinci döneminde göçmen gözaltı merkezlerinde kapasite yüzde 50 artarak 60 bine çıktı. Bu hızlı genişleme, özel şirketlerin ve yerel hapishanelerin sisteme dahil edilmesiyle sağlandı. Ancak uzmanlara göre bu süreç, denetim ve bakım kalitesinin düşmesine yol açtı.

Örneğin Teksas’taki Camp East Montana tesisinde, iki intihar vakasının ardından yapılan denetimde 49 ayrı ihlal tespit edildi. Bazı ekipmanların kayıp olduğu, intihar riskine karşı zorunlu kontrollerin yapılmadığı belirlendi.

New York Cezaevleri’nin eski sağlık direktörü Dr. Homer Venters, intihar sayılarındaki artışı “korkutucu” olarak nitelendiriyor.

Vensters, “Bu, sisteme dair ciddi bir başarısızlık. Özellikle gözaltına alınmanın ilk aşamalarında riskli kişilerin doğru değerlendirilmediğini görüyoruz” dedi.

ABD’nin en saygın sağlık bilimleri üniversitelerinden UCSB’de görev yapan epidemiyolog Dr. Sanjay Basu ise artışı “ani ve alarm verici” olarak tanımlıyor. Uzmanlara göre iyi işleyen bir gözaltı sisteminde intihar neredeyse hiç olmamalı, çünkü riskli kişiler erken tespit edilip korunabilir.

Editörün notu: Deutsche Welle intihar konusunu ihtiyatlı şekilde haberleştirir, çünkü bazı haberlerin taklit edilen davranışlara yol açabileceğine dair kanıtlar bulunuyor.

KAYNAK: DW Türkçe

Bir Yorum Yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Benzer Yazılar