Türkiye’nin kıtalararası balistik füze geliştirme planı nasıl yorumlanıyor?
Milli Savunma Bakanlığı Araştırma ve Geliştirme Merkezi’nin 5 Mayıs’ta Yıldırımhan füzesini tanıtması Türkiye savunma sanayi için bir dönüm noktası oldu.
Yıldırımhan’ın duyurulmasıyla birlikte Türkiye ilk kez kıtalararası balistik füze (ICBM) geliştirme niyeti ve hedefini ilan etti.
İstanbul’da düzenlenen SAHA 2026 savunma fuarında yapılan tanıtımda füzenin bir modeline ve planlanan teknik özelliklerine yer verildi.
BBC Türkçe’ye konuşan uzmanlar Yıldırımhan’ı Türkiye’nin uluslararası bir aktör olma iddiasının bir parçası olarak yorumluyor.
Füzenin açıklanan menzilinin Türkiye’nin savunma ihtiyaçlarının ötesinde olduğunu vurgulayan bazı uzmanlar ise bunun Ankara’nın “potansiyel rakiplerinde” soru işaretleri oluşturabileceğini söylüyor.
‘Türkiye küresel çapta etki sahibi olmaya çalışıyor’
Kadir Has Üniversitesi Uluslararası İlişkiler ve Siyaset Bilimi bölümünden Prof. Dr. Serhat Güvenç, Türkiye’nin Yıldırımhan gibi bir füze geliştirerek “Gerektiğinde tek başına stratejik caydırıcılık yeteneğine sahip olmayı hedeflediğini” söylüyor:
“Bu eğer Türk dış politikasının karar vericilerinin bilgisi dahilinde yapılan bir şey ise Türkiye’nin küresel çapta etki sahibi olmaya çalıştığı şeklinde yorumlanabilir.”
İngiltere merkezli Uluslararası Stratejik Çalışmalar Enstitüsü (IISS) kıdemli uzmanlarından Mark Fitzpatrick de Türkiye’nin Yıldırımhan üzerinde çalıştığını duyurmasının “kendine yeni bir rol biçtiği” anlamına geldiğini söylüyor.
Yeditepe Üniversitesi öğretim Üyesi Doç. Dr. Furkan Kaya ise “Artık her ülkenin kendi güç kapasitesini, askeri kapasitesini maksimize etme zorunluluğunun ortaya çıktığı bir dönemdeyiz” diyor.
BBC Türkçe’ye konuşan uluslararası ilişkiler uzmanı, sözlerini şöyle sürdürüyor:
“Türkiye’nin bunu ilan etmesi ‘Ben sadece bölgesel bir aktör değilim, aynı zamanda küresel denklemde dikkate alınması gereken bir güç merkezine de dönüşmeye başladım, dönüşüyorum’ mesajını içeriyor.”
‘Kafa karışıklığına yol açtı’
Yıldırımhan füzesinin tanıtılması, savunma sanayini yakından takip edenler için beklenmedik bir gelişme oldu.
İzmir Ekonomi Üniversitesi’nden Doçent Doktor Sıtkı Egeli, BBC Türkçe’ye yaptığı değerlendirmede “Bugüne kadar açık kaynaklar temelinde [Yıldırımhan ile ilgili] herhangi bir ipucu yoktu, açıkçası bir sürpriz olarak çıktı” diyor.
Kitle imha silahları ve nükleer caydırıcılık gibi konularda uzmanlaşan Egeli, Yıldırımhan’ın 6.000 kilometre olarak açıklanan menzilinin “Türkiye’nin bugüne kadar telaffuz ettiği, yetkililerin söylediği rakamların çok ötesinde” olduğunu vurguluyor ve ekliyor:
“Türkiye’nin mevcut ve potansiyel rakip ile hasımlarının aklında çok farklı soru işaretleri ve şüpheler, dolayısıyla tepkiler oluşturacaktır.”
Türk ordusunun envanterinde ROKETSAN yapımı Bora ve Tayfun gibi 300 kilometre menzilli balistik füzeler var.
Yine ROKETSAN’ın geliştirmekte olduğu Cenk orta menzilli balistik füzesinin de 2.000 kilometre menzile sahip olması bekleniyor.

Mark Fitzpatrick de Türkiye’nin kıtalararası balistik füze geliştirmesinin “kafa karışıklığına” yol açtığını söylüyor:
“Mutlaka ki Türkiye’nin imkanlarını ortaya koyuyor. Savunma sanayi gücü ve stratejik bir gövde gösterisi. Ama görebildiğim kadarıyla 6.000 kilometre menzil, Türkiye’nin ihtiyaçlarının çok ötesinde.”
Tanıtım filminde ABD detayı
Yıldırımhan’ın menzili uluslararası basında da tartışmalara yol açtı.
Financial Times gazetesi, füze ile ilgili yaptığı haberde “Türkiye, ana kara ABD’yi vurabildiği iddia edilen yeni füzesini tanıttı” manşetini kullandı.
Haberde, Yıldırımhan’ın tanıtım videosunda ABD’nin hedef alındığı görüntülere yer verildiği vurgulandı.
BBC Türkçe‘nin incelediği tanıtım videosunda ABD’nin doğu yakası olduğu anlaşılan bir bölgede patlamalar görülüyor.
Mark Fitzpatrick, Yıldırımhan’a Batı’dan gelen tepkiler hakkında şunları söylüyor:
“Bu konuyu dikkatle takip edenlerin kafaları karışık. Tanıtım videosunda neden Amerika’daki hedeflerin vurulabileceğinin gösterildiğini soruyorlar.
“Açıkçası bu hem aşağılayıcı hem de şaşırtıcı. Yıldırımhan füzesi 6.000 kilometre menziliyle ABD’yi vuramaz. O zaman neden vurabileceğine dair bir video gösteriliyor?”
BBC Türkçe’nin ulaştığı Milli Savunma Bakanlığı konuyla ilgili sorularımızı yanıtlamadı.
‘NATO üyeleri güvenlik ihtiyaçlarını gözden geçiriyor’
Türkiye, NATO’nun nükleer caydırıcılık şemsiyesi altında yer alıyor.
Normal şartlarda ABD gibi müttefiklerin sağladığı güvenlik taahhütleri ve bir müttefike saldırının diğer tüm müttefiklere saldırı sayıldığı “Beşinci Madde” Türkiye dahil tüm üyeler için güvenlik taahhüt ediyor.
Ancak ABD Başkanı Donald Trump’ın NATO’ya yönelik açıklamaları ve ABD güçlerini Avrupa’dan çekebileceğine dair ifadelerin ittifakın geleceğine dair ciddi soru işaretleri ortaya koydu.
Serhat Güvenç, “kurallar temelli uluslararası sistemin çözüldüğünü” ve böyle bir siyasi ortamda ittifakların ve uluslararası anlaşmaların devletlerin kararları üzerinde “eskisi kadar etkisi olmayabileceğini” vurguluyor.
Mark Fitzpatrick de ABD’nin pozisyonu sebebiyle NATO üyelerinin “güvenlik ihtiyaçlarını gözden geçirdiğini” vurguluyor:
“Bence Trump’ın bu yaklaşımı Türkiye’nin kendini savunmak için farklı yöntemler geliştirme arzusunu hızlandırıyor.”

Furkan Kaya ise Yıldırımhan’ın geliştirilmesinin Türkiye’nin “geri adım atmayan ülke algısını güçlendirdiğini” savunuyor:
“Türkiye’nin kıtalararası balistik füzeye sahip olma iddiası NATO içerisinde ‘acaba Türkiye bağımsız bir stratejik eksen oluşturuyor mu?’ şeklinde tartışmaları tetikleyebilir.
“Yıldırımhan gibi bir sistemin ortaya çıkmasını Türkiye’nin savunma sanayindeki bağımsızlığını, stratejik caydırıcılığını, küresel güç projeksiyonunu ve diplomatik pazarlık kapasitesini arttıran bir gelişme olarak yorumlamak gerekiyor.”
‘Türkiye’nin nükleer hevesleri olduğuna dair bir mesaj gibi okunabilir’
Kıtalararası füze projesi, beraberinde nükleer silah tartışmasını da getiriyor.
Dünyada çok az ülkenin envanterinde kıtalararası balistik füze bulunuyor.
Bu tarz mühimmata sahip ülkelerin başında Rusya, ABD ve Çin yer alıyor.
Bunun yanı sıra İngiltere, Fransa, Hindistan, Kuzey Kore, İsrail ve İran’da da az sayıda karadan ya da denizaltından fırlatılabilen füzeler var.
Teknik olarak bu füzeler konvansiyonel savaş başlıkları ile kullanılabilse de genellikle nükleer başlık taşıyorlar.
Furkan Kaya, Yıldırımhan’ı “Türkiye’nin küresel barış vizyonunun bir manifestosu” olarak tarif ediyor ve ekliyor:
“Kesinlikle bir nükleer savaş veya başka bir kıtayı vurmak, başka bir ülkeyi hedef almak gibi bir hedefi bir amacı olamaz. Zaten Türk tarihinde de hiç böyle bir amaç görülmemiştir.”
Serhat Güvenç ise “Türkiye’ye kuşkuyla bakanlar için bu Türkiye’nin nükleer hevesleri olduğuna dair bir mesaj gibi okunabilir” diyor.
Ankara Nükleer Silahların Yaygınlaşmasını Önleme Antlaşması’na (NPT) taraf ülkelerden biri. Bu çerçevede nükleer silahlara sahip olmamayı taahhüt ediyor.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Şubat’ta CNN Türk’ten Ahmet Hakan’ın “Türkiye’nin nükleer silaha sahip olması gerekir mi?” sorusuna sessizlik ile karşılık vermiş, bu tepkisi günlerce konuşulmuştu.
‘Türkiye-İsrail rekabetini artıracak’
Bazı uzmanlara göre Türkiye’nin böyle bir füze inşa etme niyeti İsrail ile ilişkileri de etkileyebilir.
Mark Fitzpatrick, Türkiye’nin “tehlikeli bir mahallede yaşadığını ve nükleer silahlara sahip potansiyel rakipleri olduğunu” vurgulayarak ekliyor:
“Bu adımla birlikte Türkiye ve İsrail arasındaki rekabet potansiyelinin artacağını düşünüyorum.”
Serhat Güvenç ise Yıldırımhan için “Aslına bakarsanız İsrail’i doğrudan tehdit etmez ya da ilave bir tehdit oluşturmaz. Ama İsrail’de Türkiye’yi İran’a çevirme meraklılarının ekmeğine yağ sürecek bir gelişme gibi de görülebilir” yorumunu yapıyor.
Türk ve İsrailli yetkililer arasındaki gerilim, Hamas’ın İsrail’e yönelik 7 Ekim saldırıları ve İsrail’in buna karşılık Gazze’ye askeri operasyon başlattığı 2023’ten bu yana artarak sürüyor.
‘Saha testleri için çalışmalar sürüyor’
Yıldırımhan, Türkiye’nin ilk sıvı roket yakıtlı ve hipersonik hızda seyir yapabilen mühimmatı olarak tanıtıldı.
Dört adet roket motoru bulunan füzenin ses hızının 25 katına kadar ulaşabildiği belirtiliyor.
MSB’nin açıklamalarına göre Yıldırımhan, sıvı nitrojen tetroksit ve türevi yakıtlar kullanıyor. Bu yakıtlar MSB AR-GE merkezi tarafından yerli imkanlarla üretiliyor.
Bakanlık, üç ton harp başlığı taşıma kapasitesi olduğu vurgulanan Yıldırımhan’ın laboratuvar test süreçlerinin başarıyla tamamlandığını açıkladı.
Saha testleri hakkında ise “çalışmalar planlanan takvim doğrultusunda sürdürülmektedir” ifadeleri kullanıldı.
Uzmanlar, resmen tanıtılmış olsa da Yıldırımhan’ın henüz geliştirilme aşamasında olduğunu vurguluyor.
Sıtkı Egeli, savunma fuarında sergilenen füze modeli hakkında “basit ve sembolik bir maket olduğu ve üretilecek füzenin yapısı ve uçuş özellikleri itibarıyla bundan daha farklı olması beklenmeli” yorumunu yapıyor.
Serhat Güvenç de Yıldırımhan için “olgunlaşmaya muhtaç bir fikir” diyor.
Türkiye’nin hâlihazırda orta menzilli balistik füze geliştirme aşamasında olduğunu kaydeden Güvenç, sözlerini şöyle sürdürüyor:
“2.000 kilometre menzil ile ilgili sınamalarla boğuşurken birden 6.000 kilometre menzile çıtayı koymak Türkiye’nin elindeki kaynaklarla ve Türkiye’nin güvenlik öncelikleriyle pek uyumlu gibi durmuyor.”
Yıldırımhan füzesinin saha testlerinin ne zaman, nerede ve hangi şartlarda gerçekleştirileceğine dair resmi açıklama yapılmadı.
KAYNAK: Hilken Doğaç Boran / BBC News Türkçe